Türkiye Obezite & Diyabet Cerrahisi Merkezi

Ah Şu kilolar


Çağımızın gittikçe artan bir sağlık sorunu olan obezite farklı ifadelerle tanımlanmaktadır. Bunlardan bazıları vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilen vücut kitle indeksidir. Bu indeks otuzun üzerinde ise obezite olarak kabul edilmektedir. Indeks 40’tan fazla ise morbid yani ölümcül obezite terimi kullanılmaktadır. Morbid obezlerde ani kalp krizleri riski normal kilolulara göre çok yüksektir. Örneğin: 170 cm boyunda, 120 kg ağırlığında olan birinin vücut kitle indeksi 41.5 kg\m2 ile ifade edimektedir. Obeziteyi bunun dışında bel kalça oranı ile de ifade edebiliriz. Erkeklerde bel çevresinin kalça çevresine oranının 1’den fazla olması kadınlarda ise 0.8’den fazla olması kilolu ya da obezitenin göstergesi olarak kabul edilir. Kadınlarda yağlanma uyluk bölgesi, basenler ve omuzlarda ağırlık kazanırken erkeklerde genellikle karın bölgesinde yağlanma daha fazla olmaktadır. Bu nedenle erkek tipi obeziteye android tip obezite, kadınlardaki obeziteye ise jinekoid tip obezite denmektedir. Obezite öncelikle konservatif yöntemler dediğimiz diyet, spor, akupunktur ve bazı ilaçlar kullanılarak yapılan tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınmaya çalışılmalıdır. Ancak morbid obezite dediğimiz yani vücut kitle indeksi 40’tan fazla olan kişilerde bu yöntemler genellikle işe yaramaz. Bu aşamaya gelmeden konservatif yöntemleri en az 6 ay süreyle uygulayan veya morbid obez haline gelmiş çok yüksek kilolu insanlara cerrahi yöntemler uygun ve etkili yöntemlerdir. Obezitenin cerrahi tedavisinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın uygulanan yöntem Sleeve Gastrektomi ya da genel olarak bilinen adıyla mide küçültme diye bilinen yöntemdir. Tüp mide dışında özellikle metabolik sendromu olan yani Tip 2 Diyabet (Şeker hastalığı), kolesterol yüksekliği, hipertansiyon *(Yüksek tansiyon)’ un obeziteye eşlik ettiği durumlarda Gastrik By Pass cerrahlar tarafindan sıklıkla uygulanan cerrahi tedavi yontemidir. Dünya Obezite Cerrahisi Derneği ve Avrupa Obezite Cerrahisi Derneği kimlere obezite ameliyatlarının uygulanmasının uygun olacağına yönelik klavuzlar yayınlamaktadır. Buna göre şeker hastalığı, yüksek tansiyon, uyku bozuklukları, polikistik over gibi en az bir yandaş hastalığın eşlik ettiği, vücut kitle indeksi 35 ve üzerinde olan kişiler ile bu indeksin 40 ve üzerinde olduğu, yaşları 16 ile 65 arasında olan kişilere obezite ameliyatları önerilmektedir. Bu ameliyatı olacak kişilerin ameliyatın sonuçlarını idrak edebilecek bilinçte ve psikolojik durumda olması da aranan diğer özelliklerdendir. 160 cm boyunda 80 kg ağırlığında olan ve kilo vermeyi bir türlü başaramayan birine Intragastrik Balon (Mide Balonu) alternatif bir yöntem olabilmektedir. Ameliyat kararı verirken hastanın mesleği ve sosyal yaşamı da dikkate alınması gereken bir durumdur. Aktif meslek hayatında olup, var olan kilosunun işinde ciddi sorunlara yol açtığı ya da kişinin böyle hisettiği durumlarda ameliyat kararında etkili olabilmektedir. Ameliyat sonrası hasta genellikle aynı gün yürütülmektedir. Ertesi gün bir test sıvısı içirildikten sonra ağızdan su ve komposto gibi sıvı besinlere başlanmaktadır. İkinci gün ise çorba yoğurt, süt ve ayran menüye ilave edilmektedir. Aşama aşama eklenen gıdalar sonrası ameliyattan 6 hafta sonra hemen her gıda serbest hale gelmektedir. Ancak kilo verme süreci boyunca yüksek kalorili karbonhidratlarda kısıtlamalar olabilmektedir. Zaten özellikle tüp mide ameliyatında Midenin iştah hormonunun (Ghrelin) salgılandığı Fundus kısmı çıkarıldığı için iştah duygusu %80 oranında azalmaktadır. Cerrahi prensiplere uygun bir operasyon geçiren hemen herkes kilo vermektedir. Ancak hastanın çevre ve kişisel özellikleri kilo verme hızı ve miktarında önemli rol oynayabilmaktedir. Örneğin aynı kiloda ve aynı ameliyatın uygulandığı iki kişiden biri 60 kiloya kadar düşerken diğeri 70 kiloda takılıp kalabilmektedir. Ancak hemen herkes ideal kilosunun 10 kilo fazlası ile 10 kilo eksiği arasındaki kilolara ulaşmaktadır. Kilo verme süreci ortalama 1,5 yıl sürmektedir. Hasta vermesi gereken kilonun yarısını ilk 4 ayda kalanını ise yaklaşık 1 yılda vermektedir. Obezite ameliyatlarinin korkulan başlıca 3 riski vardır. Bunlar Leakage (kaçak), Emboli (pıhtı oluşması) ve kanama olmasıdır. Bu riskler deneyimli cerrahların uyguladığı ameliyatlarda %1 ve civarındadır. Böyle sorunların olması kadar erken fark edilip gerekli müdahalenin yapılması önemlidir. Zamanında yapılan tedavi sorunu genelikle bertaraf etmektedir. Tüm dünyada yapılan çalışmalar göstermektedir ki ameliyattan sonra 1,5 yılda verilen kilolar uzun yıllar korunmaktadır. Ancak 7-8 yıldan sonra bir miktar kilo alınabilmektedir, ancak hiçbir zaman ameliyattan önceki kiloya ulaşılamamaktadır.