Türkiye Obezite & Diyabet Cerrahisi Merkezi

Obez Olmakmı yoksa zinde görünmekmi


OBEZ OLMAKMI YOKSA SAĞLIKLI VE ZİNDE GÖRÜNMEK Mİ?

TERCİHİNİZİ YAPIN!

Dünya sağlık örgütü (WHO) verilerine göre 2.8 milyon insan her yıl aşırı kilolu veya obeziteye bağlı gelişen sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Bu nedenle obezite bir dış görünüş sorunu değil ciddi bir sağlık sorunudur. Bu ciddi sağlık sorununu yaşayan insan sayısı 1980 ile 2008 yılları arasında ikiye katlanarak arttı. Bu artış halen devam etmektedir ve önümüzdeki yıllarda da artması beklenmektedir. Sadece obez olduğu için insanların % 44’ü tip 2 Diyabet (şeker hastalığı), % 23’ü iskemik kalp hastalığı ve % 7-41’inde bazı kanserlerin geliştiği belirlendi. Bu nedenlerle obezite çok acil tedavi edilmesi gereken birkaç sağlık sorunundan biridir.

KİMLERE OBEZ DENİR?

Obeziteyi tarif etmenin pek çok yöntemi vardır. Anlaşılması kolay ve pratik olan yöntemlerden biri    bel kalça oranıdır. Erkeklerde bel çevresinin kalça çevresine oranının 1’den fazla olması kadınlarda ise 0.8’den fazla olması kilolu yada obezitenin göstergesi olarak kabul edilir. Kadınlarda yağlanma uyluk bölgesi, basen’ler ve omuzlarda ağırlık kazanırken erkeklerde genellikle karın bölgesinde yağlanma daha fazla olmaktadır. Bu nedenle erkek tipi obeziteye android tip obezite, kadınlardaki obeziteye ise jinekoid tip obezite denmektedir. Obeziteyi tarif etmede yaygın kullanılan diğer bir yöntem ise Vücut Kitle indeksi (VKİ)’dir. vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilen vücut kitle indeksidir. Bu indeks otuzun üzerinde ise obezite olarak kabul edilmektedir. İndeks 40’tan fazla ise morbid yani ölümcül obezite terimi kullanılmaktadır. Morbid obezlerde ani kalp krizleri riski normal kilolulara göre çok yüksektir. Örneğin: 170 cm boyunda, 120 kg ağırlığında olan birinin vücut kitle indeksi 41.5 kg\m2 ile ifade edimektedir.

OBEZİTEDEN KORUNMA MÜMKÜNMÜ DÜR?

Her insan farklı farklı fiziksel özelliklerde olduğu gibi alınan gıdaların biyoyararlanımıda kişiden kişiye göre değişmektedir. Aynı besinleri aynı miktarda alan iki kişiden biri obez biri normal kilolu hatta düşük kilolu olabilmektedir. Günümüz tıbbi birikim ve olanaklarıyla bu biyoyararlanımıda ciddi ve sonuç alınabilir bir işem mevcut değildir. Obezite açısından kişileri sınıflayabiliriz.Bunlar;

1-Ne yerse yesin kilo almaya eğilimli olanlar

2-Ne yerse yesin kilo almayanlar.

3-Beslenme kontrolü ile kilosu dengelenebilir olanlar

  1. Gruptaki kişiler ciddi obezite sorunu yaşayan kişilerdir. Böyle kişilerde obezite ancak cerrahi yöntemlerle kontrol edilebilir olanlardır. 3. Gruptaki kişiler ise diyet, spor, akupunktur, vakum, soğuk lipoliz, mide balonu gibi yöntemlerle kiloları kontrol edilebilir olanlardır.

KİLO SORUNU YAŞAYAN KİŞİLERE YAKLAŞIMINIZ NASILDIR?

Herkes tarafından kabul edilmelidirki herkese uygun tek bir tedavi yöntemi yoktur. Kilo sorunu yaşayan biri merkezimize geldiğinde diyetisyenimiz Selin Unculu tarafından Vücut Analizi yapılarak obezite tüm boyutlarıyla irdelenmektedir. Bu aşamada kişinin bu sorunu yaşamasındaki etmenler, ruhsal durumu etkisi, sosyal yaşamı, iş hayatı, aile ilişkileri gibi pek çok faktör değerlendirilerek nasıl bir tedavi yönteminin o kişiye daha uygun olduğuna yönelik bir karar verilmektedir. Hekim kişiye durumunu, yapılması gereken tedavi yöntemlerini anlattıktan sonra nasıl bir strateji izleneceğine hasta ile birlikte karar vermektedir.

 

HANGİ TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ UYGULUYORSUNUZ?

Obezite öncelikle konservatif yöntemler dediğimiz diyet, spor, akupunktur ve bazı ilaçlar kullanılarak yapılan tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınmaya çalışılmalıdır. Ancak morbid obezite dediğimiz yani vücut kitle indeksi 40’tan fazla olan kişilerde bu yöntemler genellikle işe yaramaz. Bu aşamaya gelmeden konservatif yöntemleri en az 6 ay süreyle uygulayan veya morbid obez haline gelmiş çok yüksek kilolu insanlara cerrahi yöntemler uygun ve etkili yöntemlerdir. Obezitenin cerrahi tedavisinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın uygulanan yöntem Sleeve Gastrektomi yada genel olarak bilinen adıyla  mide küçültme diye bilinen yöntemdir. Günümüzde bazı ülkelerde hala uygulanmakta olan Laparoskoik ayarlanabilir gastrik Bant (Mide kelepçesi) ülkemizde eskiye göre çok az hastada uygulanmaktadır. Tüp mide dışında özellikle metabolik sendromu olan yani Tip 2 Diyabet (Şeker hastalığı), kolesterol yüksekliği, hipertansiyon *(Yüksek tansiyon)’ un obeziteye eşlik ettiği durumlarda Gastrik By Pass cerrahlar tarafindan sıklıkla uygulanan cerrahi tedavi yontemidir.

 

OBEZİTE AMELİYATLARININ RİSKLERİ VAR MI?

Obezite ameliyatlarinin korkulan başlıca 3 riski vardır. Bunlar Leakage (kaçak), Emboli (pıhtı oluşması) ve kanama olmasıdır. Bu riskler deneyimli cerrahların uyguladığı ameliyatlarda %1 ve civarındadır. Böyle sorunların olması kadar erken farkedilip gerekli müdahalenin yapılması önemlidir. Zamanında yapılan tedavi sorunu genelikle bertaraf etmektedir. Tüm dünyada yapılan calışmalar göstermektedir ki ameliyattan sonra 1,5 yılda verilen kilolar uzun yıllar korunmaktadır. Ancak 7-8 yıldan sonra bir miktar kilo alinabilmektedir, ancak hiçbir zaman ameliyattan önceki kiloya ulaşılamamaktadır. Örneğin 130 kg ile ameliyat olan birisi ameliyat sonrası 60 kiloya düşmüş ise 10 yıl sonra 70-75 kiloya çıkabilmektedir. Tekrar kilo almamak icin doktorunuz ve diyetisyeninizle sık olmamakla birlikte iletişimi koparmamak gerekir. Neticede organizma aktif bir yapıdır, yeni durumlara uyum sağlama yetenegi vardır. Bu dönemde her beslenme disiplinini korumakta fayda vardır. Tedavi yöntemleri yaşlandığında her tedavi yöntemi herkese uygun değildir. Kişiye göre hekim ve hasta birlikte uygun tedavi yöntemine karar vermelidir. Hastanin karar verme sürecine katılması önemlidir. Çünkü hekimin söylediklerini uygulayacak olan neticede hastanın kendisidir

 

AMELİYAT SONRASI SÜREÇ NASILDIR?

Ameliyat sonrası hasta genellikle aynı gün yürütülmektedir. Ertesi gün bir test sıvısı içirildikten sonra ağızdan su ve komposto gibi sıvı besinlere başlanmaktadır. İkinci gün ise çorba yoğurt, süt ve ayran menüye ilave edilmektedir. Aşama aşama eklenen gıdalar sonrası ameliyattan 6 hafta sonra hemen her gıda serbest hale gelmektedir. Ancak kilo verme süreci boyunca yüksek kalori’li karbonhidratlarda kısıtlamalar olabilmektedir. Zaten özellikle tüp mide ameliyatında Midenin iştah hormonunun (Ghrelin) salgılandığı Fundus kısmı çıkarıldığı için iştah duygusu %80 oranında azalmaktadır. Cerrahi prensiplere uygun bir operasyon geçiren hemen herkes kilo vermektedir. Ancak hastanın çevre ve kişisel özellikleri kilo verme hızı ve miktarinda önemli rol oynayabilmaktedir. Örneğin aynı kiloda ve aynı ameliyatın uygulandığı iki kişiden biri 60 kiloya Kadar düşerken diğeri 70 kiloda takılıp kalabilmektedir. Ancak hemen herkes ideal kilosunun 10 kilo fazlası ile 10 kilo eksiği arasındaki kilolarda gezinmektedir. Kilo verme süreci ortalama 1,5 yıl sürmektedir. Hasta vermesi gereken kilonun yarısını ilk 4 ayda kalanını ise yaklaşık 1 yılda vermektedir.