Çukurambar Mah. Muhsin Yazıcıoğlu Cad. Sarıkonak Apt No: 8/11 Çankaya / Ankara

  • Telefon

    0 (312) 286 44 64
  • E-Posta

    info@ibrahimsakcak.com
  • Pzt-C.tesi

    08:00 - 18:00

Obezite Nedir?

  1. Obezite nedir?

Obezite; bireyin olması gerekenden fazla yağ biriktirmesi nedeniyle aşırı kilolu olması durumu olarak ifade edilmektedir.

 

  1. Obezitenin nedenleri nelerdir?

Çağımızın gittikçe artan bir sağlık sorunu olan obezite; çok sayıda kişiyi etkilemektedir.  Genetik yatkınlık temelinde beslenme alışkanlıkları ve gıda maddelerinde ki cezbedici tatlar obeziteyi önüne geçilemez bir sorun haline getirmektedir. Obezite sadece bir görüntü sorunu değil, büyük bir sağlık sorunudur. Yaklaşık 30 farklı hastalık obeziteyle yakın ilişkidedir.

 

  1. Kimler obezite riski altındadır?

Obeziteden korunmak için sedanter yani hareketsiz yaşamdan uzak durmak gerekir. Kabul edilen görüşlere göre haftada 150 dk fitness tarzı sporlar veya günde 10.000 adım atılması obeziteye karşı bir önlem olabilir. Beslenme konusuna gelince fast food tarzı gıdalar, yoğun olarak mısır şurubu içeren gıdalar, rafine yağlardan mümkün olduğunca uzak durmayı veya sınırlı oranda tüketmeyi önermekteyim. Özellikle okul çağından sonraki dönem olarak kabul edebileceğimiz erişkin yaşam döneminde günde 2 öğün beslenme yeterlidir. Bu öğünlerde alacağımız kalorinin en az yarısını sabah almaya gayret edilmedi 2. Öğünü öğlen saatleri yada akşam üzeri 16:00 ile 17:00 saatlerinde almak sağlıklı beslenme için uygundur. Özellikle akşam yatarken bir şeyler yemek obeziteye adeta davetiye çıkarmaktadır.

 

  1. Obezite ne gibi sağlık sorunlarına neden olur?

Obezite; başta kalp damar hastalıkları olmak üzere 32 farklı hastalığa neden olmaktadır. Bu nedenlede obeziteyi bir hastalıklar bütünü olarak ele almak gerekir ve  bu hastalıkların hepsine birden metabolik sendrom denilmektedir. Metabolik sendromda en sık obezite, hipertansiyon, diyabet ve kan yağları yüksekliği görülmekle birlikte ek sağlık sorunlarıda ortaya çıkmaktadır. Bunlardan başlıcaları polikistik over, eklem rahatsızlıkları, disk hernisi (bel fıtığı), kolon ve meme kanseri,  depresyon ve daha pek çok hastalık sıralanabilmektedir. Tüm bu sağlık sorunları kilo artışıyla beraber giderek daha büyük sorun haline gelmektedir. Obezite ve eşlik ettiği sağlık sorunları ortalama yaşamı 15 yıl kısaltmaktadır.

 

  1. Ne zaman doktora görünmek gerekir?

İdeal kilodan fazla kilosu olan kişiler öncelikle fazla kilolarının sebebinin beslenmeye mi yoksa hormonal bir bozukluğa mı bağlı olduğunun belirlenmesi için doktora başvurması gerekir. Günümüzde Obezitenin neredeyse tamamına yakını, istisnalar hariç beslenmeye bağlıdır. Beslenmeye bağlı fazla kiloların bir diyetisyen veya hekim tarafından ölçümleri yapılarak derecesi ortaya konmalıdır.  Fazla kiloların miktarı arttıkça tedavi yaklaşımıda ona göre değişebilmektedir.

 

  1. Obezite tanısı nasıl konur, hangi kriterlere bakılarak değerlendirilir?

Obezite; farklı ifadelerle tanımlanmaktadır. Bunlardan bazıları vücut ağırlığının, boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilen vücut kitle indeksidir. Bu indeks otuzun üzerinde ise obezite olarak kabul edilmektedir. İndeks 40’tan fazla ise morbid yani ölümcül obezite terimi kullanılmaktadır. Morbid obezlerde ani kalp krizleri riski normal kilolulara göre çok yüksektir. Örneğin: 170 cm boyunda, 120 kg ağırlığında olan birinin vücut kitle indeksi 41.5 kg\m2 ile ifade edimektedir. Obeziteyi bunun dışında bel kalça oranı ile de ifade edebiliriz. Erkeklerde bel çevresinin kalça çevresine oranının 1’den fazla olması kadınlarda ise 0.8’den fazla olması kilolu ya da obezitenin göstergesi olarak kabul edilir. Kadınlarda yağlanma uyluk bölgesi, basenler ve omuzlarda ağırlık kazanırken erkeklerde genellikle karın bölgesinde yağlanma daha fazla olmaktadır. Bu nedenle erkek tipi obeziteye android tip obezite, kadınlardaki obeziteye ise jinekoid tip obezite denmektedir.

 

  1. Obeziteden ve fazla kilolardan kurtulmanın tedavi seçenekleri nelerdir?

Obezite öncelikle konservatif yöntemler dediğimiz diyet, spor, akupunktur ve bazı ilaçlar kullanılarak yapılan tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınmaya çalışılmalıdır. Ancak morbid obezite dediğimiz yani vücut kitle indeksi 40’tan fazla olan kişilerde bu yöntemler genellikle işe yaramaz. Bu aşamaya gelmeden konservatif yöntemleri en az 6 ay süreyle uygulayan veya morbid obez haline gelmiş çok yüksek kilolu insanlara cerrahi yöntemler uygun ve etkili yöntemlerdir.

 

  1. Fazla kilolardan kurtulmak için cerrahi yöntemler ne zaman tercih edilmeli?

Obezite nedeniyle cerrahi tedavi yöntemlerine başvurmak için Dünya Obezite Cerrahisi Derneğinin belirlediği bazı kriterler vardır. Bunlar şu şekildedir.

  • Vücut kitle indeksi en az 35 Kg/m2’nin üzerinde olup en az bir yandaş hastalığın olması durumu
  • -Vücut kitle indeksinin 40 Kg/m2’nin üzerinde olması halinde obezite cerrahisi uygulanabilir.

Burada bir ön koşul vardır. Bu da: en az 6 ay süreyle kilo vermek için cerrahi dışı bir uygulama (Diyeti spor gibi) yapmış veya denemiş olmak gerekir.

 

  1. Kimlere obezite cerrahisi yapılır?

Obezite cerrahisi için gerekli kilo koşullarını taşıyan ve bu ameliyata engel bir sağlık sorunu olmayan kişilere obezite cerrahisi uygulanır.

Şu kriterleri taşımayan kişilere obezite cerrahisi uygulanmaz;

  • 16-68 yaş arasında olmak
  • Ameliyatın sonuçlarını değerlendirebilecek ruhsal durumda olmak
  • Madde bağımlısı olmamak
  • Genel anestezi almaya engel sağlık sorunu olmamak

 

  1. Obezite cerrahisi fazla kilolardan kurtulmak için kesin çözüm müdür?

Günümüzde Obezitenin en etkili ve en kalıcı tedavisi obezite cerrahisi ile sağlanmaktadır. Diğer tüm yöntemlerden hem çok etkilidir, hem de kalıcıdır. İstisnai olgular dışında eski kilolara dönüş yoktur.

 

  1. Ameliyat kararı verilirken neler göz önünde bulundurulmalı?

Obezite ameliyatı uygulanmasına karar verirken yukarda bahsedilen somut kriterlere uyulması gerekir. Bu kriterler dışında kişinin bu konuda kararlı olması ve yeterince bilgilendirilmesi gerekir. Obezite ameliyatlarından sonra adeta geriye dönüşümsüz olarak yeni bir dönem başlamaktadır. Obezitenin getirdiği pek çok sorun olmayacaktır. Ancak, kişinin aşırı beklenti içine de girmemesi gerekir. Ameliyattan sonra her sorununun kaybolacağı gibi bir beklenti de olmamalıdır. Sağlık sorunlqarı bağlamında düzelmeler olacaktır,; ancak çevresel iletişim, sosoyal yaşamla ilgili bazı sorunlar obezite dışında nedenlere bağlı olabilir. Bu nedenle karar verirken hem hekim hemde hasta iyi değerlendirip ona göre karar vermelidir.

 

  1. Obezite cerrahisi teknikleri nelerdir?

Obezitenin cerrahi tedavisinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın uygulanan yöntem tüp mide’dir. Günümüzde bazı ülkelerde hala uygulanmakta olan Laparoskoik ayarlanabilir gastrik Bant (Mide kelepçesi) ülkemizde eskiye göre çok az hastada uygulanmaktadır. Tüp mide dışında özellikle metabolik sendromu olan yani Tip 2 Diyabet (Şeker hastalığı), kolesterol yüksekliği, hipertansiyon *(Yüksek tansiyon)’ un obeziteye eşlik ettiği durumlarda Gastrik By Pass cerrahlar tarafından sıklıkla uygulanan cerrahi tedavi yöntemidir.

 

  1. Ameliyat sonrası süreç nasıl ilerliyor?

Ameliyat kararı verirken hastanın mesleği ve sosyal yaşamı da dikkate alınması gereken bir durumdur. Aktif meslek hayatında olup, var olan kilosunun işinde ciddi sorunlara yol açtığı ya da kişinin böyle hisettiği durumlarda ameliyat kararında etkili olabilmektedir. Ameliyat sonrası hasta genellikle aynı gün yürütülmektedir. Ertesi gün bir test sıvısı içirildikten sonra ağızdan su ve komposto gibi sıvı besinlere başlanmaktadır. İkinci gün ise çorba yoğurt, süt ve ayran menüye ilave edilmektedir. Aşama aşama eklenen gıdalar sonrası ameliyattan 6 hafta sonra hemen her gıda serbest hale gelmektedir. Ancak kilo verme süreci boyunca yüksek kalorili karbonhidratlarda kısıtlamalar olabilmektedir. Zaten özellikle tüp mide ameliyatında midenin iştah hormonunun (Ghrelin) salgılandığı Fundus kısmı çıkarıldığı için iştah duygusu %80 oranında azalmaktadır. Cerrahi prensiplere uygun bir operasyon geçiren hemen herkes kilo vermektedir. Ancak hastanın çevre ve kişisel özellikleri kilo verme hızı ve miktarinda önemli rol oynayabilmaktedir. Örneğin aynı kiloda ve aynı ameliyatın uygulandığı iki kişiden biri 60 kiloya kadar düşerken diğeri 70 kiloda takılıp kalabilmektedir. Ancak hemen herkes ideal kilosunun 10 kilo fazlası ile 10 kilo eksiği arasındaki kilolarda gezinmektedir. Kilo verme süreci ortalama 1, 5 yıl sürmektedir. Hasta vermesi gereken kilonun yarısını ilk 4 ayda kalanını ise yaklaşık 1 yılda vermektedir.

 

  1. En çok hangi yöntemler talep görüyor? Neden?

Budada kişinin kilosu ön plana çıkmaktadır. Eğer 15 kilo kadar fazla var ise mide botoksu ile bu durum düzeltilebilir. Eğer 25 kilo kadar fazlalık var ise mide balonu ile fazla kilolardan kurtulmak mümkündür. Ancak  30 Kg ve daha fazla kilo var ise ameliyat yöntemlerinden birine baş vurmak daha uygun bir yaklaşımdır. Obezite ameliyatlarından en çok tüp mide ameliyatı talep görmektedir. Bunun nedeni ise  hem etkili ve kalıcı kilo verilmesi hemde sadece mide küçültülerek bunun sağlanmasıdır. İkinci sıklıkta ise mide by pass ameliyatlarını uygulamaktayız, diğer bir yöntem ise mide katlama yöntemidir.

 

  1. Ameliyat olmak istemeyen hastalar için ne uyguluyorsunuz?

Ameliyat kararı verdikten sonra hastanede bir ön hazırlık süreci gerekmektedir. Bu süreç kişinin sağlık surumuna göre 1 ile 3 gün sürebilmektedir. Bu süreçte bazı kan tahlilleri, ultrason, elektrokardiyografi, gerekirse endoskopi işlemleri yapılmaktadır. Her hastayı dahiliye/Endokrinoloji uzmanı, Psikiyatri uzmanı ve anestezi uzmanı muayene ve kontrolden geçirerek ameliyat engel bir durumn olup olmadığı araştırılmaktadır. Eğer bütün koşullar uygun ise ameliyattan bir gün önce tromboemboli proflaksisi (Kan sulandırıcı tedavi) başlanmaktadır. Ameliyat için en az 10 saat aç olmak gerekir. Ameliyat günü emboli önleyici çorap giydirilmektedir. Eğer kullandığı ilaçlar var ise onlarla ilgişli düzenlemeler yapılmaktadır.

 

  1. Şeker hastalığı nedir?

Diyabet (Şeker) Hastalığı kanda normalde bulunan Glukoz’un olması gereken değerlerin üzerinde olmasıyla ortaya çıkan hastalıktır. Şeker hastalığının iki tipi vardır. Tip 1 ve Tip 2.   Tip 1 Şeker hastalığı çocukluk çağında ortaya çıkan ve kanda insülin hormonunun olmadığı bir hastalıktır. Tip 2 Şeker hastalığı ise kanda insülin var ancak hücresel düzeyde bu hormonun görev yapmasına karşı direnç vardır. Tip 1 Şeker Hastalığı Tüm şeker hastalarının % 10’unu oluşturur

 

  1. Şeker hastalığının nedenleri nelerdir?

Tüm dünyada 360 milyon, Ülkemizde ise 6 milyon Tip 2 Diyabet (Şeker Hastalığı) hastası bulunmaktadır. Bu rahatsızlıkları taşıyan kişilerde yandaş hastalıklar dediğimiz; Görme bozukluğu, böbrek fonksiyon kayıpları, arterosekleroz (damar sertliği), uyku problemleri, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları, kan yağları yüksekliği, karaciğer yağlanması, cinsel ve hormonal problemler, sık görülmektedir. Bu hastaların insülin ve diyabet ilaçlarına mahkûm olmaktan kurtulmaları için ameliyat yöntemleri gittikçe artan oranda etkili ve kalıcı sonuçlar sunmaktadır.

 

  1. Şeker yani diyabet hastalığında yapılan ameliyatlar nelerdir?

Günümüzde en sık uygulanan ve en etkili ameliyatlar Omega Loop Gastrik BY Pass, Transit Bipartisyon, Roux-en-Y Gastrik by Pass, Biliopankreatik diversion ve Jejunoileal by Pass yöntemleridir. Bu ameliyat yöntemlerinin başarı oranları bir birine yakındır. Cerrahlar bu yöntemlerden en az riskli en iyi sonucu alacağını düşündüğü yöntemi uygulamaktadır. Kliniğimizin bu konudaki tercihi hasta için en az riskli ve etkili olan Omega loop gastrik by pass ile transit bipartisyon yöntemidir.

Metabolik cerrahi ameliyatları dediğimiz ve aynı zamanda obezite tedavisinde de uygulanan bu ameliyatlardan Mini Gastrik BY Pass veya Transit Bipartisyon ise % 92 oranında şeker hastaların da ilaç kullanmayı bıraktıracak kadar kontrol sağlamaktadır. İlacı bırakamayan diğer hastalarda da insülin kullanıyorsa daha düşük doza geçmekte veya ağızdan alınan oral anti diyabetik dediğimiz ilaçlarla kan şekeri kontrolü sağlanmaktadır

 

  1. Şeker ameliyatı kimlere yapılabilir?

Şeker hastalığının temelde iki tipi vardır. Tip 1 diyabeti olan insanlarda insülin üretimi hemen hemen hiç yoktur. Dışarıdan insülin iğneleri yapılmak zorundadır. Tip 2 şeker hastalığı tüm hastaların yaklaşık% 90 kapsar. Genellikle insülin vardır, ama yeterli değil ya da insüline direnç vardır.

Şeker hastalığı olanların yaklaşık % 70’i bu hastalıktan ameliyat olarak kurtulabilmektedir.  Diğer % 30 luk bir hasta grubu ise bu ameliyata malesef uygun değildir. Bu nedenle fayda görecek hastayı belirlemek çok önemlidir. Bunun için hastanın ameliyat uygun olması için şu özellikle taşıması gerekir;

 

  1. Ameliyat sonrası beslenme nasıl olmalı?

Obezite ve şeker hastalığı ameliyatlarından bir gün sonra kaçak testi yapılır. Bu test ağızdan metilen mavisi içirilerek veya skopi çekilerek uygulanır. Test sonucu herhangi bir sorun yok ise kliniğimizin uygulamasına göre önce su ve komposto suyu başlanır. Bu sıvılar 10-15 dk. arayla yudum yudum olmak üzere günde en az bir litre su, bir kase komposto suyu içilmesi istenmektedir. Yine aynı gün öğleden sonra yoğurt ve tanesiz baharatsız çorba başlanır. Beslenme programı bir hafta kadar bu tarzda sürmektedir. Takiben 10. Gün kahvaltılıklara geçilir. Her gün rafadan bir adet yumurta yenilmesi önerilir. Ameliyattan sonra 15 gün olduğunda ise makarna, balık, sebze yemekleri ve salata mönüye dahil edilir. 20. gün ise ızgara köfte yenilebilir. Tüp mide ameliyatından sonra bir ay olduğunda birkaç gıda dışında hemen hemen her şey yenilebilir.  Türk kahvesi, çikolata, gazlı içecekler 45 gün olduktan sonra kişiye göre ya tamamen yasaklanır veya serbest bırakılabilir. Bu kararı kliniğimizin diyetesyeni ile birlikte vermekteyiz.

Doç. Dr. İbrahim Sakçak

Videolar

Arabic English Turkish
WhatsApp WhatsApp Hattı